Facebook Twitter Google+ Pinterest Instagram

İnsanlar Ayrılıkları Daha Ağır Yaşıyor?

Arkadaşına öner Yazdır
Herkes ayrılığı atlatabilirken neden siz sürekli aynı şeyleri düşünüp duruyorsunuz? Aslında sorun ayrılıkta değil, ayrılığa kendini kurban eden sizde...

Türk pop müziği, ilişkinin güzel evrelerinden bahseden şarkılardan çok, ayrılık sonrası süreci anlatan şarkılarla yürüyor. Kulağınıza yer eden şarkıları şöyle bir hatırlayın. Kimisi ayrılığın intikamını alıyor şarkılarında (ki kadınlar arasında en popüler olanlar bunlar), kimisi ise ayrılığın acılarını anlatıyor... Bunları dinleyen biz de, belki birkaç hafta önce, belki üç yıl önce yaşadığımız ayrılığı hatırlayıp ağlamamak için burnumuzu çekiyoruz. Fakat nasıl oluyor da sizinle aynı zamanlarda terk edilen arkadaşınız çoktan yeni ufuklara bakmaya başlamış olabiliyor?

İnsanlar her ayrılıktan sonra oturup bir soruyu cevaplamaya çalışır: Bu ilişkide ne yanlış gitti? Bu sorunun cevabını bulmak için uğraşmaya başladıktan hemen sonra ise genellikle yeni ilişki hikayeleri yazar, ayrılığa zemin hazırlayan olaylar ile durumları analiz eder ve bunları birbirine bağlı bir öykü haline getirmek için birleştirir. Bazı durumlarda, bu "öyküleştirme" tekniği işe yarar ve mantıklı sonuçlar çıkartılabilir. Böylece çekilen acı da azalır. Ancak bazı durumlarda tam tersi olur, olay örgüsü çıkartmak yardımcı olacağı yerde daha da acı çekilmesine neden olur. Bitmiş bir ilişkinin muhasebesini yapmak, bir ilişkiye aylar vermek kadar riskli ve sıkıntılı bir şey aslında.

"Sen yoluna, ben yoluma, çok mutluyum artık, sen tak kimi istersen koluna!"

Neden bazılarımızın bitmiş bir ilişkinin üstesinden gelip yoluna devam edebilmeyi başarırken bazılarımızın da geçmişin korkunç hayaletlerinden kurtulamadığını anlamaya çalışmak, oldukça ilgi çekici bir şey aslında. Temelde bilmeniz gereken şey ise, ayrılıktan ya da reddilmekten ne çıkardığınızın bunun ne kadar sancılı olup olmadığını belirlemesi.

Sözgelimi yapılan bir araştırmada, katılımcılara terk edilmelerinden ne çıkardıkları sorulmuş. Katılımcılar terk edildikleri bir an hakkında hissettiklerini kağıda döktüklerinde ilginç sonuçlar ortaya çıkmış: Örneğin birisi "İşler o benimle aniden konuşmayı bırakıncaya kadar her şey yolunda gidiyordu, neden böyle davrandığını bilmiyorum ama, sanırım beni çok 'yapışkan' veya ilgi meraklısı sdandı ve bu onu korkuttu." derken bir diğeri "Öğrendim ki ben çok hassasım ve birisi beni kendinden uzaklaştırmadan önce ben onu kendimden uzaklaştırmaya çalışıyorum. Bu oldukça olumsuz bir özellik ve insanları uzaklaştırmaya yetiyor." diyor.

Yukarıdakiler ve bunun gibi birçok konuşma, hepimize tanıdık geliyor. Ya biz birilerine ilişkimizden bahsederken böyle cümleler kullanmışızdır, ya da arkadaşlarımızdan böyle şeyler duymuşuzdur. Bir ilişkiden sonra ondan ne öğrendiğiniz ve bir sonraki ilişkinizde neyi değiştirmeye ya da iyileştirmeye çalışacağınızı düşünmek, oldukça faydalı olabiliyor bu noktada.

"Yüzünü bile görmek istemiyorum, yoluma çıkmasan iyi edersin..."

 

Ama yine de, bir partneri kaybetmek, depresyona giden yolun açılmasını kolaylıkla sağlayabiliyor. Bir araştırmaya göre yakın ilişki yaşayan insanların kişilikleri, dseyim yerindeyse iç içe geçiyor. Yani daha basit bir dille, partnerimizi kendimizden bir parça olarak kabul edip işleri birbirine karıştırıyoruz. Bazı yönlerden bunun olumlu olduğu söylenebilir. Çünkü dünyaya bir diğer insanın gözünden bakmaya, çeşitli ilgi alanları edinmeye de başlıyorsunuz. Ancak bu, ilişki bittiğinde kendinizi kaybetmenize de neden oluyor. Sahi, siz kimdiniz? Hangisi sizdiniz? Bu durumda ayrıldıktan sonra kendinizi kötü hissetme süreniz epey uzuyor. Geceleri uykunuz kaçıyor, sürekli sizi terk eden kişiyi düşünüyorsunuz, vesaire vesaire...

Öte yandan terk edilmek, bir korku halini de alıyor. Daha önceki terk edilmelerinde sıkıntılı süreçler geçiren kişiler, terk edilmekten korktuğu için yeni bir ilişkiye başlamaktan çekiniyor ve yeni ilişkilerinde de geçmiş deneyimlerinin etkilerini yaşamaya devam ediyor. Terk edilen kişi ilişkiye ve güven duygusuna olan inancını kaybediyor.

Fakat bazı kişiler ise terk edilmeyi bir olgunlaşma şansı olarak görüyor ve bu ayrılıktan neler öğrenmesi gerektiğini sorgulayarak bu sıkıntılı süreci kendisi için kolaylaştırıyor. Aslında ayrılıkların bazı kişiler için neden daha sancılı geçtiği sorusunun cevabı da burada yatıyor. Eğer terk edilmenizden dersler çıkarırsanız, kazançlı çıkan taraf olmanın yanında psikolojinizi de koruyorsunuz. Ayrılığı veya terk edilmeyi kişiliğinizden bağımsız olarak değerlendirirseniz, ayrılığı daha koly atlatıyorsunuz. Bu bilgi ışığında tekrar gözden geçirin yaşadıklarınızı. Bir ayrılığa kişiliğinizi kurban etmiş olabilir misiniz? Eğer öyleyse, kişiliğinizi korumak ve kurtarmak, yapılabilecek yegane mantıklı şey.

 

Kaynak: MYNET

09 Mart 2017 10:50

DİĞER GÜNCEL KADIN HABERLERİ