Facebook Twitter Google+ Pinterest Instagram

Neden Bizi Reddeden Kişilere Bağımlıyız?

Arkadaşına öner Yazdır
Neden Bizi Reddeden Kişilere Bağımlıyız?

Hepimiz ya yaşamışızdır ya da bir arkadaşımızdan şahit olmuşuzdur: Kişi, partneri tarafından terk edilmiş veya reddedilmiştir ancak yine de bu kişiyle birlikte olduğu günleri unutamaz, onu geri getirmek için çabalar, melankolik bir ruh hali içine girer ve tekrar bu kişiyle birlikte olmanın hayallerini kurar... Hatta kimi insanlar hep onları reddeden partnerleri seçerler ve onların peşinden koşarlar.

Kimileri bunun adına ‘aşk’ der. İlk defa bu duyguları hissetmiştir ve ‘aşk’ının peşinden gidiyordur... Adı ne olursa olsun, bu romantik reddedilme sırasında bizde neler oluyor ve reddedildiğimiz halde neden hala o kişiyle birlikte olmak istiyoruz?

Helen Fisher ve meslektaşlarının yapmış oldukları bir araştırmaya göre, romantik ilişkilerde reddedildiğimiz halde bu reddin bizi çekmesinin nedeni, bu tür bir reddin motivasyon, ödül, bağımlılık ve isteklilik ile ilişkili olan beyin bölümlerini uyarmasıdır.

 

Helen’ın ekibi, son zamanlarda partnerleri tarafından reddedilen ve partnerlerine hala “aşık” olduklarını söyleyen üniversite çağındaki 15 erkek ve kadının beyinlerini fonksiyonel MR kullanarak inceledi. Bu araştırmada, reddedilen 15 kişiye reddeden kişinin fotoğrafları gösterildi.

Ardından bu kişilerden 4,529’dan 7 geri saymak gibi beyin zorlayıcı bir matematik egzersizi yapmaları istendi. Egzersizin amacı, katılımcıları partnerleriyle ilgili romantik düşüncelerden uzaklaştırmaktı. Son olarak, katılımcılara romantik olarak ilgilenilmedikleri ancak tanıdıkları bir kişinin resmini gösterdiler. Araştırma boyunca reddedilen katılımcıların beyin fonksiyonları MR ile incelendi.

Helen’in ekibinin bulguları şu yöndeydi: katılımcılar reddedildikleri kişinin fotoğrafına baktıklarında, beyinlerinde motivasyon, ödül, özlem, bağımlılık, fiziksel acı ve sıkıntı ile ilişkili alanlar normalden daha aktif hale gelmekteydi. Bu çalışma, romantik reddedilişten sonra yaşanan acının bir bağımlılık olduğunu gösterdi. Peki bağımlısı olduğumuz şey tam olarak ne?

Bu sorunun cevabı kişiden kişiye değişecektir. Ancak bir ilişki sona erdiğinde diğer kişiyle birlikte geçirilen zamana, konuşulanlara, paylaşımlara, yanımızda oluşuna, sekse veya başka şeylere bağımlı olabiliyoruz.

 

Bağlanma stilimiz de bizi istemeyen kişilere ne kadar bağlandığımızı etkiliyor. Bağımlı bağlanma stiline sahip kişiler, özellikle kendilerine acı veren, onları reddeden kişileri arar ve onlarla birlikte olurlar. Bağımlı kişiler, genelde onları duygusal anlamda reddeden bir anne veya baba ile büyümüşlerdir. Bu sebeple romantik olarak reddedilmek onlar için tanıdık ve olağan bir duygudur. Reddedilen bir geçmişe sahip olduklarından, romantik ilişkilerinde daha fazla reddedilmeyi beklemeleri de oldukça olağandır. Bu kişilerin biyolojik kodları reddedilme durumunu normal olarak yorumlasa da, mutsuzluğa sebep olacak ilişkiler arayışında olmak sağlıklı bir ilişki doğurmuyor.

Berit Brogaard bu durumda reddedilen kişilerin ‘birlikte olsaydık neler olurdu’ düşüncelerine bağımlı olduğunu savunuyor. Bu düşünceler kafamızda yer edindikten sonra, diğer kişi tarafından reddedildiğimizde bu düşüncelerin daha da yoğunlaştığını ve bir çeşit bağımlılık olan romantik takıntılara sebep olduğunu öne sürüyor. Hatta Berit, obsesif-kompülsif kişilik bozukluğuyla başa çıkmak için kullanılan terapi yöntemlerinin romantik takıntıları aşmaya yardımcı olabileceğini söylüyor.

Romantik redlerin ardından reddedilen kişinin aklında “farklı son olabilir mi?” düşünce döngüsü de olabiliyor. Özellikle ebeveynleri tarafından duygusal anlamda reddedilmiş ve bağımlı bağlama stili geliştirmiş olan kişiler bazen bilinçaltında benzer senaryoları araştırır ve bu sefer hikayenin farklı bir bitişi olmasını ister ve umut ederler. Berit Brogaard’ın böyle durumlarda, Einstein’ın delilik tanımını hatırlatıyor: "Aynı şeyi tekrar tekrar yapmak ve farklı bir sonuç beklemek…"

Kaynak: Berit Brogaard, Psychology Today

17 Nisan 2017 14:45

DİĞER GÜNCEL KADIN HABERLERİ