Facebook Twitter Google+ Pinterest Instagram

Bir Süper Kahraman: Alp Gökalp

Arkadaşına öner Yazdır
Süper Kahramanlar kitabının hem yazarı hem de çizeri Alp Gökalp ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik...

Kendini  nasıl tanımlarsın?

Seçici, detaycı ve tothepoint (tam karşılığı değil ama direkt denebilir) olarak. Bir yandan da çekingen bir insanım aslında. Ama bu çoğu zaman karşı tarafta snobluk olarak algılanıyor.

 

Süper Kahramanlar Aktivite Kitabı hakkında bilgi verebilir misin?/5- Süper Kahramanlar Aktivite Kitabının işleyişinden bahseder misin?

Genelde çizime dayalı, İlk 20 sayfada Süper-Kahraman çiziminin olabileceğinin en temel haliyle gösteriliyor. Sonra, biraz detaya iniliyor -Süper-Kahraman ismini, amblemini, çıkardığın sesleri bul gibi. Oradan da aktivitelere geçiliyor. Kitapta, genelde Süper-Kahraman kitaplarında en çok tercih edilen 3 renk olan sarı, kırmızı ve mavi kullanıldı. Kalan bütün yerler çocukların hayal gücüne teslim edildi.

 

 

Süper Kahramanlar Aktivite Kitabı'nın çocuk gelişimi üzerindeki etkilerini nasıl değerlendirirsin?/ 8- Çocuk gelişiminde kahramanların etkisini nasıl değerlendiriyorsun?

Süper-Kahramanları bir yana bırakıyorum. Londra'da 10 yıla yakın bir süre eğitim danışmanlığı yaptım ve Türkiyeli çocukların İngiliz eğitim sistemine entegrasyonu ile ilgilendim. Ortaya bir sorun çıktığında, ilk cevabını aradığım soru çocuğun örnek aldığı birileri olup olmadığıydı. Eğer ‘role model mevzusu’çözümlenemiyorsa, bu çocukta büyük bir eksiklik yaratıyor ve gelişimini olumsuz yönde etkiliyor. Karakterin gelişiminde çocuğun öykünmesi gereken kahramanlara ihtiyacı var gerçekten de. Bu kişinin illa süper bir kahraman olmasına gerek yok; yere düştüğünde tutunacağı bir el, yanlış yola saptığında müdahale edebilecek keskin bir öngörünün varlığı yeterli.

 

Kitapta birbirinden ilginç karakterler var. Hijyenalla, Betül Karıncayiyengil, Güçlü Hamurişisevicigil gibi. Bu karakterler nasıl oluştu. Karakterlerin isimlerini belirlerken nelerden etkilendin?

‘Süper-Kahramanlık’aslında bizim kültürümüz için fazlasıyla yabancı bir tema. Kahramanların adlarından kullandıkları cihazlara, düşmanlarına kadar bütün isimler çoğu zaman orijinalindeki gibi tutuluyor ve hikayenin güzelliği için tutulmak zorunda. Benim hazırladığım kitap, bir nevi Süper Kahramanlığa Giriş - Ders 1 niteliğinde olduğundan, çocuklar ‘temellerle’uğraşırken konuya yabancı kalsınlar istemedim. Gündelik bir havası olsun istedim yaptığım işin.

 

İçerik hazırlanırken hangi detaylar seni en fazla zorladı?

Belirli bir yaş grubuna yönelik çalışmak. Kitabın üstünde 6-9 yaş diyor, ama 7 yaşın altındaki bir çocuğun kognitif yeteneklerine hitap edemeyecek türde bir kitap bu ve eğer bu yaş grubundan bir çocukta hayal kırıklığı yaratabiliyor -hem kitap, hem de kendisi açısından. Keza üst sınır da, konu itibariyle 9’un üstündeki yaş gruplarına da hitap edebiliyor. Fakat belirlenen bu olduğundan, yazıların ve çizimlerin bu yaş çocuk grubunun gelişimini olumsuz yönde etkileyecek en ufak bir etki olmamasına dikkat etmem istendi ve bu da beni birçok noktada kısıtladı.

 

 

 

Her çocuğun bir kahramanı var. kitabında "Süper Kahramanım Babama" ithaf ediyorum demişsin. Senin kahramanın nasıl biri, üzerindeki etkilerini nasıl değerlendirirsin?

Babamla ilişkim her iki tarafın da yaşlanmasıyla düzene girdi aslında. Üniversiteye gitmek üzere evden ayrıldığım süreçten itibaren babamı anlamaya çaba gösterdim, o da benim gel-gitlerime empati duymaya başladı -yani aslında birlikte evrildik diyebilirim. Babamı betimleyecek bir sürü sözcük üretebilirim burada, ama onu kahramanım olarak belirlememin nedeni hayatımın her döneminde “hiç kimse yoksa babam var,”diyebilme lüksünü tattırmış olmasındandır. Başarılarımla sanki kendisininki kadar övündüğü, başarısızlığımda sırtımı sıvazlayan el olduğu, çözümsüzlüklerimde kendi derdi gibi çözüm arayışı içine girdiği için benim süper kahramanım babam.

 

Kitap içeriğinde stickerlar, bol bol boyama, çizim, kesme-biçme var. Çokça materyali olan zengin bir kitap. Bir çok konuyu bir araya getirmek zorlayıcı oldu mu?

Olsa da erinmedim. Detaycı olduğumu söylemiştim. Bu ilk kitabım olacağı için acaba en fazla detay nasıl üretebilirim diye araştırdım uzun süre. Zorlayan tek şey, bu bir aktivite kitabı olduğundan ve interaksiyon gerektirdiğinden, vermeyi düşündüğüm şeyin tamamını verememek oldu.

 

Neden piyasada birbirini takip eden onlarca kopya iş var? Etkileşim bu mu?

Piyasada çok özgün iş de var. Ama mainstream bu özgünlüğü geri plana atma eğiliminde çoğu zaman. İnsanların radarlarını çok iyi açıp bu işleri yakalamaları gerekiyor.

 

Tasarıma dair özel tekniklerin, sırların; örneğin tasarladığın ürünlerde gizli bir imza vb. özel çizgiler var mı?

Bu kitap üzerinden konuşuyorsak yok. Ben illüstratör değilim, ama grafiker olarak eğitimim ve kazandığım deneyimler var. Benim çizgim daha çekingen, naif, folk ve komünist-sanat etkileşimlidir. Ama konu Süper-Kahramanlar olduğunda çıkamayacağınız bazı kalıplar var. Daha bold olabilmeniz gerekiyor. O yüzden çıkan ürünün yüzde yüz benim tasarım çizgimde olduğunu söyleyemem.

 

Anlaşılmak gibi bir kaygın var mı?

Var. Kolay anlaşılır şeyler yapmayı sevmiyorum. Yaptığım bazı işleri tam anlamıyla okuyabilmek için birkaç kere okumak, incelemek gerekiyor. O işi, o garipliğe özel olarak soktuğum için insanların sıkılıp, “Amaaan bu da amma kasmış yahu!” deyip bir tarafa bırakmalarını istemiyorum, kendilerini biraz zorlamalarını tercih ediyorum. Başkalarının işlerinde de benim bir okuyucu ya da takipçi olarak aradığım şey de bu.

 

Sosyal medya günümüzde oldukça revaçta ve olmazsa olmazlardan biri, sen nasıl kullanıyorsun? Hangi mecralarda varsın?

Twitter dışında bütün sosyal medya mecralarında varım. Her düşündüğümü, düşündüğüm anda çıktığı gibi söylemeyip biraz daha düşünme iktisadında bir insan olduğumdan Twitter kullanma düşüncesi bana korkutucu geliyor. Kullansam da yazdıklarımı 4-5 kez editlerdim herhalde.

 

Türkiye şartlarında kitap çıkarmanın zorlukları var mı?

Buna objektif bir cevap veremem. Kitabımı çıkardığım yayınevinde bir süredir editör olarak çalışıyordum ben öncesinde -bu yüzden işin bürokratik kısmı benim için kolay çözümlendi. Piyasada çok çeşitli kitapların olduğunu, okuyucuların keşfetmeye hazır olduğunu görüyorum. Yazar adaylarının aşması gereken tek sorun, yazdıkları kitabı hangi yayınevinin taşıyabileceği/taşımak isteyeceğini belirlemek bence.

 

Önümüzdeki dönem(lerde) geleceğe dair nasıl planların var? Süper Kahramanlar'ı seri olarak görecek miyiz?

Türkiye’de aktivite kitabı yapmaya çalışmak biraz riskli bir iş. Ülkemizdeki çocuklar, teknolojik gelişmeler çerçevesinde el becerisi gerektiren uğraşılardan uzaklaşıyorlar. Aileler de bun konuda yönlendirici olmak için özel bir çaba sarf etmiyor. Ben kitapla ilgili yaptığım atölyelerde çocuklardan en çok ‘güzel çizemiyorum’ya da ‘düzgün kesemiyorum’şeklinde yakınmalar duruyorum. Bunu olumluya çevirmemek çocukları aktivite kitaplarından uzaklaştırıyor -sadece belirli bir yaş boyama kitapları iş yapar oluyor. Bu yüzden bir dahaki aktivite kitabım için iki kez düşünme kararı aldım. Ama çok eğlendiğim için kesinlikle devam edeceğim. Önceliğimde ise, bu sefer sadece yazarlığını üstelendiğim 5 kitaplık bir7-11 yaş resimli çocuk serisi var. Birbirlerinden bağımsız ama aynı çerçeve içerisinde gelişen bu kitaplar, aynı anda, gelecek senenin ortalarına doğru piyasada olacaklar.

05 Şubat 2016 13:51

DİĞER GÜNCEL RÖPORTAJ HABERLERİ